Bazı arkadaşlar Hanniyah’ın karşılaşmasının Türkçe çevirisini istediler:
Size hem iyi hem de kötü haberlerim var. İyi haber, “aşkım” Londra’da. Bu Engin hastası size bunun gerçek olduğunu söylüyor. Kötü haber ise kesinlikle fotoğraf çekilmesini istemiyor. Aşkımla karşılaştımv ve kendisi KESİNLİKLE VE KESİNLİKLE İNANILMAZ YAKIŞIKLI. Haniyah kendisini kaybetti onu görür görmez. NEFES KESİCİYDİ. Aynı fotoğraflarındaki gibi ve hatta daha da yakışıklı. Ve gülümsemesi, AHHH…. Dizlerim ve kalbim çalpara gibiydi (vurgulu müzik aletini kastediyor. Hızlı hızlı çarptığını ve dizlerinin titrediğini vurgulamak için) ve onla karşılaşana kadar ne olacağını tahmin edemiyorsunuz. Söyleyeceğim her şeyi unuttum. Hatırladığım kadarıyla aramızdaki konuşma şu şekilde geçti:
Haniyah: Engin Bey, Aşkım, merhaba.
Engin: Teşekkür ederim (hafifçe kızararak)
Haniyah: Bence siz dünyadaki en iyi aktörsünüz. (Sesim giderek kısıldığı için duymak için bana doğru eğildi)
Engin çok benden daha çok şaşkındı ve paniklemişti. Etrafına bakındı ve sıcak ve utangaç bir şekilde “Teşekkür ederim, teşekkür ederim ama çok afedersiniz gitmem lazım” dedi.
Haniyah: “Sizi bir yere öğle yemeğine ya da topkek yemeye davet edebilir miyim? Meryem’e ve EAUFC’ye seninle kek yiyeceğimi söyledim.” Diye ağzımda birşeyler geveledim. Aptal bir aşık gibi ona bakmaktan ne söylediğimin farkında bile değilim. Engin memnun bir şekilde bana baktı ve daha da iyi bir şekilde “Hayır, özür dilerim ama gitmem lazım” dedi.
Haniyah : “Bir fotoğraf çekinebilir miyiz? Özel hayatınıza karışmak gibi bir niyetim yok ama sadece bir fotoğraf…” Elimi koluna koydum ve tekrar yalvardım “Lütfen?”
Engin: “Özür dilerim ama hayır.” Ve elini yüzünün önünden geçirdi. “Burda olduğumu kimse bilmiyor ve ben de istemiyorum.” Bana o kadar güzel bir şekilde baktı ki kalbim o an orada eriyeverdi. Olduğum yere çakılıverdiö.
Haniyah : “Tamam” İnanabiliyor musunuz? Bana Londra köprüsünden atla dese, yapardım o an. O kadar GÜZELDİ Kİ! Kendimi onu takip eden bir sapık gibi hissettim o an. Londra’ya geldiği için pişman olmasını istemedim. Sonra metro istasyonuna o kadar hızlı girdi ki hediyesini vermek için arkasından koştum ama çoktan gitmişti. Haniyah tümüyle mantığını kaybedip kocaman bir aptal gibi davrandı.
***
Haniyah kendisiyle İngilizce konuştuğunu söyledi. Sesinin alçak ve yumuşak, kadife gibi olduğunu ve ekrandan duyulandan daha güzel olduğunu söyledi. Konuşurken aksanlı konuştuğunu ama hafif yabancı aksanın daha ilgi çekici olmasından dolayı akademinin de zaten aksanlı konuşmayı teşvik söyledi. NEden insanların onun İngilizce’sine taktığını anlayamadığını, çünkü hiç de fena konuşmadığını sadece biraz düzeltilmesi gerektiğini söyledi.



,а тут столько позитива


Прелесть - Энгин в Лондоне и Хания, он посылает ей сообщение о том что принимает её приглашение на обед!




Возле школы

